11 Mart 2008

Ben büyümüşüm. Niye haber vermiyorsunuz?

2007 Haziran'ı,ortalık kavruluyor resmen, Konya’dan bindim otobüs'e Şam’a doğru upuzun bir yol var önümde, tahminimce 15 saat civarı bir şey sürmeli. Ama çok daha uzun sürebilir, ne de olsa son gelişim 22 saatimi almıştı nerdeyse. Bir kazadan dolayı yol kapanmıştı, biz de uzun süre olduğumuz yerde kalmıştık. Neyse otobüs hareket etti Konya'ya elveda deme zamanı, 3 yıldır yaşadığım şehirle vedalaşma zamanıydı. Ne zaman dönerdim bir daha bilinmezdi buraya ne de olsa bitmiş sayılırdı artık lise ve göründüğü kadarıyla işim kalmamıştı burada. Aileme kavuşacak olmanın sevinci, Konya’dan, arkadaşlarımdan ayrılacak olmanın hüznüyle çıkmıştım yola. Sıcak hava dışında her şey gayet güzeldi ve tahmin ettiğim gibi bir sorun çıkmamış, yol yaklaşık 16 saat falan sürmüştü. Konya'da ortalık sıcaktan kavruluyor demiştim ama Şam çok daha felaketti.
Evime ulaştım sonunda,akrabalar falan tek tek hasret giderdim. Oturdum evin bir köşesinde soluklandım biraz, özlemişim ya memleketimi, özlemişim ya şehrimi hiç bu kadar uzun süreli ayrı kalmamıştım. Babam bir İslam profesörüdür. Çok sağlam bir eğitim ve mükemmel bir hayat gösterdi bize. Annem'de öyle. Yıllardır ayakta namaz kılmasına, alıştığım babam bu kez oturarak namaz kılıyordu. ‘’Ne oluyor ya?’’ dedim kendi kendime. Neden babam ayakta değil de oturarak namaz kılıyor. Şaşırmıştım, donup kalmıştım bir an aklım başımdan uçup gitmişti. Dalgınlık içerisinde elimi yüzüme götürmüşüm, sakallarımın avucuma batmasıyla kısa bir ‘’ah’’ çektim ve düşüncelerden kurtuldum bir anda, evet bir şeyler değişmişti bu hayatta sakalların batmasıyla avucumda duyduğum acı fark ettirdi bunu.
Babam yaşlanmıştı, ihtiyarlamıştı ben ise büyümüştüm. Artık insanlar bana çocuk gözüyle bakmayacaklardı, hatta bakmıyorlardı belki ama ben bunu henüz fark edememiştim. Ben büyümüştüm ve bundan sonra bu şekilde davranmalıydım, ama kimse haber vermemişti bana benim büyüdüğümü, bunu öğrenmem için sadece sakallarım yanımda olmuşlardı.