13 Ağustos 2010

O'na Dair Boyalı Sözler


Basınçlı kutular gibi sıkıştırılmış hayatlar arasında geçiyor ömrüm. Yüzüme buhranlar damlıyor gökyüzünün gözlerinden. Amorti avuntular vuruyor biletlerime oynadığım her şans oyunundan. Kırılan bütün umutlarımıı bir esrar nefesinden çıkan gri buğunun sırtına yükleyip gönderiyorum tanrıya, yenisini iade etsin diye. İzlediğim her gösteride tavşanlar sıkışıp kalıyor sihirbazın şapkasında. Donmuş kiraz dallarına ayrı bir motif işliyor kan, katanalarla doğrarken çocuklukluğumu. Birçok insanla aynı ı rahimden düşmedik fakat aynı yerlerden düştük, aynı acılarla seviştik, aynı yalnızlıklarla yuvarlanıyoruz tepetaklak. Toplu yangın terapilerine katılıyorum, kanıyorum, kanıyorum, kanıyorum... Partisini kursam, iktidarı sallayabilecek kapasitede acı sahibiyim. Alkol alamıyorum, sigara içiyorum, dibe vurmuş şekilde yaşıyorum. Köşebaşlarında takılan serserilerden tek farkım, yalnızlığımı şiirlerle bastırmak, biraz daha süslü kelimelerle ifade edebilmek. Aslında arabesk yaşam sürüyorum. Belki sürülüyorum çorak bir tarlada, acımasızca! Tanımadığım hüzünler ‘saban’lar koşmuşlar ardımıa, götümden ter akıta akıta koşuyorum. Sabırdan dem vuruyorum her dem, en demli hüzünlerde ayık gezemeyecek kadar insanım. Güzel kızları pembe kaka yapıyor diye düşlüyorum. Kibar olmayı, centilmen olmayı sıfır beden kelime kalıplarına indirgeyebilecek insanlar en büyük düşmanımdır. Savaşta ölen çocuklara Starbucks’larda oturup şiirler yazabilecek kadar duygulu, mastürbasyon sonrasında pişmanlık duyup ‘keşke’ diyebilecek kadar naif insanları testereyle doğramak isteyecek kadar naifim.

Aslında suçum yok, insan olmayı yine insanlardan öğrendim. Küçükken cebime harçlık diye riya doldurdular, ‘yemezsen arkandan ağlar’ diye yalan tehditlerle bastırdılar midemi. Kan öğrendim atalarımızdan, birileri tevazu diye bağırırken, öfke kokuyordu nefesi, ardında birikmiş ceset tepeleri... İki arada bir derede kaldım hep, kapalıçarşı esnafları gibi her koluma yapışan bir tarafa çekiştirdi, sündüm, saldım kendimi. Ruh yalanları boşaltıp, doldurmaya başladığında gerçekleri, kimse dokunmadı. Bu sefer de ortada kaldım bomboş, kimileri itekledi anarşist diye, kimileri ‘din’ tüccarlığı yapıp, peygamberlik tasladı, aforoz etti. Umutsuz görünen, dibe vurmuş ve bataklıkta yaşıyorum En dipte! Umutlarımı en mahrem yerlerimde hatta götüme soktum, orada saklıyorum. Belki bir gün bataklık kuruyabilir? -Hassiktir diyorum bu son söylediğim yalana da, hahaha haassiktir. Umudunuz varsa, uzak durun benden. Gözlerimi kör ediyor.


/Abbhud Ozbay/Dedde'm