21 Ocak 2011

Are you a dreamer?

video
this is the most exciting time to live considering things are just starting to get real. -interesting.

20 Ocak 2011

Hemen hemen hepinizi dövebilecek güçteyim.

Birinin elini tuttuğunda, kafanın bir köşesinde uğraştığın sorunlardan arınıyorsan, o biri senin için herhangi biri değildir. Eğer birini öptüğünde kalbin delicesine atıyorsa çok düşünmek yerine hiç düşünemiyorsan, o biri senin için bambaşka biri demektir. Birinin yanındayken başka birinin yanında olmak istemiyorsan, sadece onunla saatlerce düşünmeden oturabiliyorsan, herhangi bir başkası o birinin yerini asla tutamaz. Ha ama eğer ki sen böyle bir şeyi iliklerinde sımsıcak sonsuz hissedebiliyorsan, sen herhangi bir şey olabilirsin ama kesin olan tek şey var ki sen “aşıksın”.

6 Ocak 2011

Ansızın tahta radyodan cızırtıyla yayılan, eski bir caz parçasıydın sen, sonuna yetiştiğim. Telaşla karışık seni çok sevmiştim. Tekrarın yoktu, mutluluk da...//

3 Ocak 2011

Doğru Sevme Atlası


..elimin içi kağıt kesikleriyle dolu, orta yerinde bir yitik aşk haritası, noktaları birleştirmeye cesaretin var mı?
bir sessizlik nöbetini paylaşmışız kış ortasında, şehir çıkmaz sokaklarıyla yürüyor üstümüze… mevsim dışlamış bizi aydınlığından... bütün yoklukları aynı suda yitirip tarifsiz bir şey hapsediyorum gözlerime... beni bir uçuruma benzetmeye hakkın var mı?

..düşmelerin sonrası çamur lekesiyim çocuk dizlerinde, sıyırıp atmaya üşendiğin. söylenenler anlamsız, bütün yüzler aynı gecede yaşlanıyorlar, beni bu evde kundaklamaya hakkın var mı?

..''beni uzağında tutma, kanun kadar hükmüm ve su gibi akıcı'...

..su gibi akıp gittin avludan, parmaklarımda bir şeylerin ağırlığı kaldı... yapılanlar ve bütün cevaplara inat hatırda kalan sözler değil miydi anılar?...

mektubun aslında en olmadık yerinde düşüyorum sözlerimden, seni en sesli yokluğumla söze buluyorum... kış ortalarında gittiğim sahil yerleri şimdi erken kalkmalarım, her yolculuğun sonunda yola bakmalarım gibi konuşmalarımın özensizliği. aklıma düşman rüyalar içindeyim, güneş sadece ışık veriyor mevsime.

..bizimkisi bir deniz şehriydi yağmuru ıslak, lodosu kemiklerimizi sızlatan... yüzü suskun, sadece gece yarıları ısınmalarına müsait... bir tekne çekeği sakinliği, bir aldanmışlıktan kopma isteğiydi, bir yalnızlık bıkkınlığıydı sözlerimizin toplamı...
aklımızdan geçenler yüzlerimizde saklanmaya tenezzül etmezdi, şimdi yüzlerimiz gibi yabancıyız kalplerimize...
'yeni başlayanlar için doğru sevme atlası' ydı , bilemediğimiz bir dilde yazılan...
içimizi kanatan bütün satırları şişeleyip tarih ve kısa notlar düşüyorum gece bitimlerine, içim dışım haksızlık...

bizimkisi bir orta oyunuydu, ortalama beklentileri sindiremezdi telaşlarımız...

..beni suya benzet ya da eksik ölçülerine zamanın.

içine attığın ne varsa bir gece aceleyle yolla evime. ya dağılıyoruz ya da çoğalıyoruz kendimize, sen o koltukta uyuyacaksan eğer fark eder mi yalnız kalmalarımız çırılçıplaklıklarda?

bizimkisi bir taflan ağacıydı ,dallarında çocuklar olan, yerini beğenmemiş bir toprak serpilmişliği, bir geç kalınmışlıktı ki üzerimizden geçip gitti, gölgesini bile görmedik... hicaz bir tezatlıktı yapmakla kalmak arasında sıkışıp duran, asla bir tutulmaya sebep sayılamayacak akıl kalıntılarıydı dilediklerimiz, apartman boşluklarında yitirdik sevinçlerimizi...

atılamayacak kadar kıymetli, taşınamayacak kadar ağır yoksunluklardı sarılmalarımız, içi dışı, önü arkası tekinsiz aynılaşmalardı sevişmelerimiz.

bizimkisi bir 'uzun zamandır dua etmemek pişmanlığı' ydı... dilsiz bir tercuman yaptık aşk'ı kendimize, aklı karışmış bir çocuktu iki hayat arasında sıkışıp kalan.

bizimkisi en çok ellerine vurulmuş bir pişmanlık diyetiydi, aceleyle toplanmış uzun yol valizleriydi çırpınmalarımız... ne çok uzun yollara düştük biz seninle, hem de denizin her rengini görerek... yitirilmemiş seraplardı buluşmalarımız gerçekliğine şaibeler bulaşmış, tadı çıkarılamamış vahalardı bakışmalarımız.

kararsızlıktan kaybedilmiş bir son şans ikramiyesiydi bizimkisi...
yok dediğimiz her şeyin gözümüze durmasıydı çarpılmışlığımız. üzerimizde emanet durmuş büyük görünmek kandırmacalarıydı avuçlarımızda sıkı sıkıya tuttuğumuz benliklerimiz, dikenli tel ürkütülmüşlükleriydi içimize hapsettiklerimiz, sarıp sarmalamıştık hüzünlerimizi.

..bizimkisi aşk tı düpe düz...
yaza da kışa da bizim sözlerimizle bağlanan. bir oğlan çocuğunun arsızlığıydı benimkisi, yıllar sonra ilk defa senin kokunla huzur bulan, şehre gece yağarken, birbirimizden habersiz aynı tren garının aynı oturağına aşık olabilme ayrıcalığıydı.

..bizimkisi aşk tı sevgili...
yüzünden başka yaşanmışlık hayal etmediğim... sabah kuytularında kalbini dinlemekti göğsüne eğilip, eğer bırakırsan nereye gideceğimi bilemediğim. bütün dünyama ve bütün alışkanlıklarıma verilmiş bir dersti aklıma kazıdığın sensizliğim.

..benimkisi bir aşk tı sevgili...
kaburga kırıklarımın içinde beslediğim, kalabalık ve keyifli piknik sepetleriydi ertelediklerim. çok hevesli, çok ürkek bir şarkıydı sen uyurken kulağına söylediğim.

..benimkisi bir aşk tı sevgilim...
her sabah yüzünle beslediğim...

Salyangoz Adam tedirgin! msd