16 Ağustos 2012

Cehennem aşıklarla dolu,
sadakatsizlerin ayakları katedecek yolu... 
İstemesen de katetmen gerekecek selvi boylu yokuşu. 
Kendini hergün izleyerek göreceksin yok oluşunu sen de. 

Sen, İstanbul'u bacaklarının arasına almışsın. 
Aferin!
Helal olsun,işi kapmışsın.


11 Ağustos 2012

Aklımın Aryası

Hayalet flüt nefesimi çalıyorken benden... Neden Roza?! Neden tükeniyor ruhum ezginle? Bir de gün doğumları var sonra, minare minare bu manevi huzuru dolduran içime. Anılarımın imla hatalarıyla yazılmış olması neyi değiştirir? Daktilomun ayakları olsa, bir de aklı, onu kim ellerimin altında tutabilir? Bir köre gökkuşağı nasıl anlatılabilir? Fütürist kız çocuğunun Mayakovski’sini intihardan kim alıkoyabilir?

Bu paslı soru işaretlerinin çengeli kalbime batıyor. İdrak yolları iltihaplanmış beyinlerin tecavüzündeyim.Beni al Roza!


Işıklı şehirlerim olmadı benim.Ama hacıyatmazımı kırdığımdan beri gelişim gösteriyor hayal gücüm.Senli ve ışıklı şehirler resmediyorum.Paris oluyorum bazen, en romantik satırımda küfrediyorum.Kimi zaman Moskova’yım, isyankar umutlar depoluyor, yıkılıyorum. Ben dönüyorum, dünya duruyor. Benim de önemli olduğum diyarlar var elbet. Yalnızca ben göremiyorum.Beni gör Roza!


Aşk bir toplama kampıdır. Sermayedarlar elinizde avucunuzda ne kadar duygu varsa alıkoyarlar. Gaz odalarında umut yoktur. Soğuktan it gibi titrerken herhangi bir ülkenin herhangi bir diktasında, kaldırımların şâirane bir anlatıma sahip olma olasılığı da yoktur. Kısacası aşk yoksa, sanat yoktur.Varsın olmasın sanat... Aşk ol Roza!


Sen soykırımların çocuğusun, başını dik tut. Kimse kıramaz umudun soyunu. Nasıl anlamsızsa kitle halinde ölüme giderken birbirine sürtmesi ter kokan etlerin, şarjörünü hayallerine boşaltan gecenin de hayallerine giyotin giydirmesi o denli imkansızdır. Yalnızca güzel bir bahane türetilebilir bir geceden. Umudunu kaybetme Roza!


Ben özgürlüğümü savaşımda unuttum. Ama özündü ben doğuştan özgürüm ve öyle öleceğim. Ben, benim olan benliğim dahil herşeyi; istasyon köprülerini misal, sokak köpeklerini, şarkılı sesini, atlı karıncasını atsız prensin, çerez prensesini, adını dahi hatırlamadığım bütün aşk kitaplarını veya... kalbinde unuttum. Beni unutma Roza!

21 Şubat 2012

Geri dön'sen dönme'sen ne olur?

Bitsin bitmesi gerekenler 
Varsın gitsin gitmesi icap edenler 
Ya kal ya da git. Kararsızlık en kötü çözümsüzlük 
Kime denk gelmiş ki üzüntüsüzlük?
Ya mutluluk talihlileri kim?
Tekken gülebilmek işin özüdür. 
Sen nerden bileceksin hangisi benim son sözümdür! 
Beni var yak ama ateşi benden isteme.
Öldürmek için beni benden silahımı bekleme.
Cümleni bitir artık tekleme. 
Aman ne karışık bir trafik var içimde keşke bilseydin.
Gerçi bilebilirdin bilmek isteseydin!!!
Sen şu çarpışmaları izle uzaklardan yas tut.
Kendini benim yapmadıklarımı yapmış gibi düşün ve korkut. 
Sen şahane bir uçurtmasın.
Ben de senin ipinim unutmayasın! 
Bensiz söyle ne işe yararsın?
Bırak bana anlatmayı en iyi bildiklerimi! 
Yazmaya zorlama ne olur zorla sildiklerimi!!!
Çünkü artık korku sarmaşıkları sardı fikrimi !
En ihtiyaç anımda bırakıverdiler ellerimi...
Düşerken gezdim hızla yükseklerdeki tepeleri 
Şimdi kırık haldeyim, kırık bir haldeyim.
Geri dönsen dönmesen ne olur..

Çok yaşamam sandın gittikten sonra 
Geri dönme, dönme sen ne olur 
Yaşadığım ne hayat ne de toprak var git  
Geri dönsen dönmesen ne olur.

20 Ocak 2012


192 - "Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur".

193 - "Rabbimiz! Biz, 'Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, bizleri sana ermiş kullarınla beraber yanına al".

194 - "Rabbimiz! bize peygamberlerine vaad ettiğini ver, kıyamet günü bizi rezil etme. Muhakkak sen verdiğin sözden dönmezsin".

195 - Rableri onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden, hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet edilenler, savaşanlar ve öldürülenler... Onların günahlarını elbette örteceğim ve Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları altından ırmaklar akan cennetlere de koyacağım. En güzel mükafat Allah katındadır".

(Al-i İmran Suresi)